zerbrechen kelimesi Türkçe'de "kırmak (haben), kırılıp parçalanmak (sein)" anlamına gelmektedir. zerbrechen ile ilgili cümle örneklerini Almanca Türkçe olarak bulabilirsiniz. Almanca A1, A2, B1, B2, C1, C2 dil seviyelerine göre zerbrechen cümle örnekleri de yine burada verilmektedir.
Die teure Kristallvase fiel auf den harten Steinboden und zerbrach in tausend Stücke.
Pahalı kristal vazo sert taş zemine düştü ve bin parçaya ayrıldı.
Pass gut auf das Geschirr auf, damit beim Umzug nichts zerbricht.
Taşınma sırasında hiçbir şeyin kırılmaması için mutfak eşyalarına çok dikkat et.
Ihre langjährige Freundschaft ist an einem dummen Missverständnis zerbrochen.
Uzun yıllara dayanan dostlukları aptalca bir yanlış anlaşılma yüzünden dağılıp bitti.
Er zerbrach die Schokolade in kleine Riegel, um sie mit den Kindern zu teilen.
Çikolatayı çocuklarla paylaşmak için küçük parçalara böldü.
Mir zerbricht das Herz, wenn ich die traurigen Bilder der Not sehe.
Çaresizliğin o üzücü görüntülerini gördüğümde yüreğim parçalanıyor.
Scherben bringen Glück, sagt man in Deutschland, wenn Porzellan zerbricht.
Almanya'da porselen kırıldığında 'Kırılan parçalar uğur getirir' denir.
Die Scheibe zerbrach mit lautem Klirren, als der Fußball dagegen prallte.
Futbol topu çarpınca pencere camı büyük bir şangırtıyla kırıldı.
Zerbrich dir nicht den Kopf über Probleme, die du nicht ändern kannst.
Değiştiremeyeceğin problemler hakkında kafanı boşuna yorma.
Das Eis auf dem See war noch viel zu dünn und zerbrach sofort unter den Tritten.
Gölde buz henüz çok inceydi ve ayak basar basmaz anında çatlayıp kırıldı.