drücken kelimesi Türkçe'de "basmak (buton/tuş), sıkmak, sarılmak" anlamına gelmektedir. drücken ile ilgili cümle örneklerini Almanca Türkçe olarak bulabilirsiniz. Almanca A1, A2, B1, B2, C1, C2 dil seviyelerine göre drücken cümle örnekleri de yine burada verilmektedir.
Drücken Sie bitte die grüne Taste am Automaten, um das Ticket zu drucken.
Bileti basmak için lütfen otomattaki yeşil tuşa basınız.
Die Mutter drückte ihr weinendes Kind tröstend an ihre Brust.
Anne ağlayan çocuğunu teselli ederek bağrına bastı / sarıldı.
Ich drücke dir für die morgige Führerscheinprüfung ganz fest die Daumen!
Yarınki ehliyet sınavında senin için şans diliyorum / parmaklarımı kenetliyorum!
Diese neuen Schuhe drücken mich ganz fürchterlich an den Zehen.
Bu yeni ayakkabılar parmaklarımı feci şekilde sıkıyor.
Er drückte auf den Klingelknopf, aber niemand öffnete die Tür.
Zil butonuna bastı ama kimse kapıyı açmadı.
Drücken Sie die Tür fest zu, damit das Schloss einschnappt!
Kilidin oturması için kapıyı sıkıca bastırıp kapatınız!
Die hohe Inflation drückt spürbar auf die Kaufkraft der Bürger.
Yüksek enflasyon vatandaşın alım gücünü belirgin biçimde baskılıyor.