Almanca "brennen" ile ilgili cümle örnekleri

brennen

yanmak; yakmak (acı/göz/güneş)

  • Kelime türü: Verben
  • Okunuşu: [ˈbʁɛnən]

brennen Almanca Türkçe cümleler

“brennen” kelimesi Türkçe’de “yanmak; yakmak (acı/göz/güneş)” anlamına gelir. brennen ile ilgili cümle örneklerini Almanca ve Türkçe olarak, A1’den C2’ye tüm seviyelerde aşağıda bulabilirsiniz.

brennen ile ilgili cümle örnekleri ekleyerek Almanca öğrenen birçok kişiye destek olabilirsiniz. Katkılarınız için şimdiden teşekkür ederiz.

Cümle Ekle

5 örnek cümle

  1. Als die ersten Feuerwehrleute in der Nacht auf dem Berg eintrafen, brannte der hölzerne Dachstuhl des Hauses bereits in voller Ausdehnung.

    İlk itfaiyeciler gece dağa ulaştığında evin ahşap çatı katı çoktan tamamen yanıyordu.

    Hata Bildir — 1. cümle
  2. Lassen Sie brennende Kerzen auf dem Adventskranz im Wohnzimmer niemals unbeaufsichtigt, wenn Sie den Raum verlassen.

    Oturma odasından ayrıldığınızda çelenkteki yanan mumları asla gözetimsiz bırakmayınız.

    Hata Bildir — 2. cümle
  3. Durch den dichten Rauch in der Luft brannten den Einsatzkräften trotz Schutzbrille nach kurzer Zeit die Augen.

    Havadaki yoğun duman nedeniyle koruyucu gözlüğe rağmen kısa süre sonra müdahale görevlilerinin gözleri yandı.

    Hata Bildir — 3. cümle
  4. Trockenes Buchenholz brennt im Kamin besonders ruhig und gleichmäßig und gibt lange angenehme Wärme ab.

    Kuru kayın odunu şöminede özellikle sakin ve dengeli yanar ve uzun süre hoş bir ısı yayar.

    Hata Bildir — 4. cümle
  5. Im Sommer brennt die Mittagssonne auf den schattenlosen Felsen im Hochgebirge besonders intensiv auf die Haut.

    Yazın yüksek dağlardaki gölgesiz kayalıklarda öğle güneşi cildi özellikle yakıcı biçimde etkiler.

    Hata Bildir — 5. cümle

Kelimenin tam sözlük kaydı

Soru-Cevap

“brennen” kelimesinin kullanımına dair aklına takılan bir şey mi var? Soru-Cevap bölümünde sor; cevaplar burada kalıcı olarak birikiyor.

Soru sor

Yorumlar

Soru sorun veya katkıda bulunun

E-posta adresiniz yayımlanmaz.