Almanca "lebensüberdrüssig" ile ilgili cümle örnekleri

lebensüberdrüssig

hayattan bıkmış, hayata karşı isteksiz

  • Kelime türü: Adjektive
  • Okunuşu: le-bıns-ü-bır-dris-ih

lebensüberdrüssig Almanca Türkçe cümleler

“lebensüberdrüssig” kelimesi Türkçe’de “hayattan bıkmış, hayata karşı isteksiz” anlamına gelir. lebensüberdrüssig ile ilgili cümle örneklerini Almanca ve Türkçe olarak, A1’den C2’ye tüm seviyelerde aşağıda bulabilirsiniz.

lebensüberdrüssig ile ilgili cümle örnekleri ekleyerek Almanca öğrenen birçok kişiye destek olabilirsiniz. Katkılarınız için şimdiden teşekkür ederiz.

Cümle Ekle

13 örnek cümle

  1. Nach vielen schweren Jahren fühlte er sich lebensüberdrüssig.

    Uzun ve zorlu yıllardan sonra hayattan bıkmış hissediyordu.

    Hata Bildir — 1. cümle
  2. Sie war so erschöpft, dass sie sich fast lebensüberdrüssig fühlte.

    O kadar yorgundu ki neredeyse hayata karşı isteksiz hissediyordu.

    Hata Bildir — 2. cümle
  3. Manchmal fühlt man sich nach großen Enttäuschungen lebensüberdrüssig.

    Büyük hayal kırıklıklarından sonra insan bazen hayattan bıkmış hisseder.

    Hata Bildir — 3. cümle
  4. Er wirkte lebensüberdrüssig und wollte mit niemandem sprechen.

    Hayattan bıkmış görünüyordu ve kimseyle konuşmak istemiyordu.

    Hata Bildir — 4. cümle
  5. Nach vielen Rückschlägen fühlte sie sich lebensüberdrüssig.

    Birçok aksilikten sonra hayattan bıkmış hissediyordu.

    Hata Bildir — 5. cümle
  6. Er sagte, er sei lebensüberdrüssig, doch seine Freunde halfen ihm, neue Freude zu finden.

    Hayattan bıktığını söyledi, ama arkadaşları ona yeni bir mutluluk bulmasında yardım ettiler.

    Hata Bildir — 6. cümle
  7. Es gibt Tage, an denen ich mich lebensüberdrüssig fühle, aber sie gehen vorbei.

    Hayattan bıkmış hissettiğim günler oluyor, ama geçip gidiyorlar.

    Hata Bildir — 7. cümle
  8. Lebensüberdrüssig zu sein kann ein Zeichen dafür sein, dass man Veränderungen braucht.

    Hayattan bıkmış olmak, değişime ihtiyacın olduğunun bir işareti olabilir.

    Hata Bildir — 8. cümle
  9. Nach einer langen Krankheit war er lebensüberdrüssig und wünschte sich Frieden.

    Uzun bir hastalıktan sonra hayattan bıkmıştı ve huzur istiyordu.

    Hata Bildir — 9. cümle
  10. Lebensüberdrüssig zu wirken, bedeutet nicht unbedingt, dass man keine Hoffnung mehr hat.

    Hayattan bıkmış görünmek, artık hiç umut kalmadığı anlamına gelmez.

    Hata Bildir — 10. cümle
  11. Manchmal fühlte sie sich lebensüberdrüssig, aber die Liebe ihrer Familie gab ihr Kraft.

    Bazen hayattan bıkmış hissediyordu, ama ailesinin sevgisi ona güç verdi.

    Hata Bildir — 11. cümle
  12. Der Mann, der lebensüberdrüssig war, fand durch Kunst eine neue Perspektive.

    Hayattan bıkmış olan adam, sanat sayesinde yeni bir bakış açısı buldu.

    Hata Bildir — 12. cümle
  13. Wenn jemand lebensüberdrüssig ist, sollte man versuchen, ihm zuzuhören und zu helfen.

    Biri hayattan bıkmışsa, ona kulak vermeye ve yardım etmeye çalışmalısın.

    Hata Bildir — 13. cümle

Kelimenin tam sözlük kaydı

Soru-Cevap

“lebensüberdrüssig” kelimesinin kullanımına dair aklına takılan bir şey mi var? Soru-Cevap bölümünde sor; cevaplar burada kalıcı olarak birikiyor.

Soru sor

Yorumlar

Soru sorun veya katkıda bulunun

E-posta adresiniz yayımlanmaz.

Hata bildir